Древнее пророчество истолковано ошибочно – и на свободу выпущен Разрушитель, воплощение распада. Уже не только Последняя империя, но и весь измученный мир с каждым днем все глубже погружается во тьму и хаос. Рожденные туманом Вин и Эленд Венчер должны остановить вездесущее и всеведущее божество, которое управляет ордами безумных монстров и вызывает извержения вулканов. Ключом к победе или поражению может стать атиум Вседержителя, самый ценный из алломантических металлов. Но каково же истинное предназначение этого металла и почему он спрятан так надежно, что даже Разрушителю не удается его найти? Кто поможет могущественным, но не всесильным алломантам в их нелегкой борьбе? И осталась ли хоть малейшая надежда, что мифический спаситель, Герой Веков, все-таки придет?
I wonder if I'd have liked this better if I hadn't read it on audio? maybe the narrator made every character more grating than they had to be. anyway it's decent. the best part of book one was the ballroom intrigue and I was really missing that in book two, so I'm glad that in book three sanderson contrived a stupid reason for them to have to go to a ball, that was goofy but fun. cute ending too. I don't know if I'm going to read any more of these
Elbette buraya yazacağım her şey benim fikrim, herhangi bir şeyin ne olduğunu değil ama benim onu nasıl algıladığımı aktarmak amacım. Bunun üstüne bir de yorgun bir zihin eklenince ben senin yerinde olsaydım bu incelemeyi okumazdım.
Yazarın pek de bir yol kat edemediğini görüyorum. En en genel hatlarıyla baktığımızda, kitap son dörtlüğe girerken biraz yardırma ve mevzuları bir an önce toparlayıp kapatma eğiliminde, zira o noktaya gelene dek görece verimsizce bir "neden-sonuç dizgesi" hazırlamaya uğraşıyor.
Karakterlerin hepsi random number generator ile, random table üzerinden üretilmiş gibi hissettiriyor, bir bağlam ya da entegrelik pek yok. Mevzunun bütünü de öyle zira. Ana bir fikri alıp onu "çeşitlendirmek" için bir takım rastgele ve saçma şeyler sağa sola savrulmuş, karakterler bunlar arasında ilerlerken yer yer doğaüstü aptallık, yer yer doğaüstü zeka örnekleri gösteriyor ve her şey nasıl oluyorsa tatlıya bağlanıyor. Diyar pek "inandırıcı" hissettirmiyor. Herkes "iyi adam" lafına takmış durumda, mevzular hep aynı düzlemde dönüp …
Elbette buraya yazacağım her şey benim fikrim, herhangi bir şeyin ne olduğunu değil ama benim onu nasıl algıladığımı aktarmak amacım. Bunun üstüne bir de yorgun bir zihin eklenince ben senin yerinde olsaydım bu incelemeyi okumazdım.
Yazarın pek de bir yol kat edemediğini görüyorum. En en genel hatlarıyla baktığımızda, kitap son dörtlüğe girerken biraz yardırma ve mevzuları bir an önce toparlayıp kapatma eğiliminde, zira o noktaya gelene dek görece verimsizce bir "neden-sonuç dizgesi" hazırlamaya uğraşıyor.
Karakterlerin hepsi random number generator ile, random table üzerinden üretilmiş gibi hissettiriyor, bir bağlam ya da entegrelik pek yok. Mevzunun bütünü de öyle zira. Ana bir fikri alıp onu "çeşitlendirmek" için bir takım rastgele ve saçma şeyler sağa sola savrulmuş, karakterler bunlar arasında ilerlerken yer yer doğaüstü aptallık, yer yer doğaüstü zeka örnekleri gösteriyor ve her şey nasıl oluyorsa tatlıya bağlanıyor. Diyar pek "inandırıcı" hissettirmiyor. Herkes "iyi adam" lafına takmış durumda, mevzular hep aynı düzlemde dönüp dolanıyor, atmosfer, çaresizlik vs. hak getire.
İçerdiğini iddia ettiği felsefi tartışmalar pek bir köken taşımıyor zira felsefi de denemeyecek kadar düz çıkarımlardan ibaretler. Sunduğunu düşündüğü "dengeli evren" pek de o kadar dengeli, itmeli çekmeli değil. Yeterince kasarsam beyaz peynir ve kavunu da "birbirinin zıttı ama birlikte" ilan edip kurgu yazabilirim.
Bu kadar "büyük ve önemli" bir eser gibi sunulmasaydı, bu kadar bunalmış halde olmasaydım okur muydum, bitirmeye uğraşır mıydım? Sanmıyorum. Sıradan bir fantastik kitap. Yapacak başka bir şeyiniz yoksa, hikayede buraya kadar geldiyseniz okuyunuz derim. Yoksa... Eh. Gerek yok.
Loved this book, as well as the other two in the trilogy. Fascinating character work, almost Dostoyevsky-like at times. The world doesn't really feel alive, although this is compensated by the astonishingly-realistic characters.
2021/07/28